bu günler..güzel günler..

yeni yeni idrak ettiğim üzre yazı işi sessizliğin belki biraz hüznün birazda duyguların esiri imiş. kalabalıkta kendi ile değilken insan bilemiyorum nasıl açabilir kalbini belki beynini.

uzun zaman oldu  değil mi. herkes burayı unutmuşken döneyim dedim tekrar yeniden. ne kadar kalırım bilinmez. lakin blog işinde pek de istikrarlı olmadığım ortada. değil mi!

zamanın farkına varsam da ara ara, kendimi dilemeyeli bayağı oldu. bazı zamanlar boşluğa düşer ya insan olurdu bana da ara ara. elhamdülillah şu sıralar olmuyor. günlerin kısa olmasından mı yoksa vaktin değerlendirilmemesinden midir birgünüm öylece geçiveriyor. dersler sayesinde kendimi olası bir boşlukta bulmaktan kurtarıveriyorum.

havaların ısınmaya başlaması ve böylece güneş girmeyen evime güneş girmesiyle bende mutlu oluyorum. güne mutlu başlamam güneşi görmem ile mümkün. şu sıralar buralara kış özet geçiyor. bu nedenle ayaklarım normal bir insanda olması gereken ayak ısısı seviyesine ulaşamadı ne yazık ki. 🙂 bütün bir kışı evde ayak soğukluğu ile, dışarıda ise burun soğukluğu ile geçirdim. 🙂 biraz komik de olsa bu benim gerçek doğam. sanırım sevgili eşim gibi hem madden hem de manen sıcak ve ılımlı ve hatta olumlu, pozitif olabilirim.

anladım ki mutlu olabilmek için mutlu olmayı istemek lazım. ufak tefek şeylerden dahi. bu çok önemli. ve benim hayatımda mutsuz olmak için hiçbir neden yok. elhamdülillah..

bu arada evime çiçek aldım. o kadar güzeller ki. sevgili sardunyam, yeni ginam, yldız çiçeğim ve şakunyam. hepsi çok güzeller baktıkça içim açılıyor. bir de balıklarım var uzun zaman oldu alalı bir isimleri ble yok daha. çok tatlılar. işte bunlar benm evimin neşeleri. bir de havalar ısınsa. ayaklarımı sıcak istiyorum artık 🙂

şuan o kadar çok istiyorum ki şöyle yemyeşil bir yere gitmek, sessiz ve sakin. ve doyasıya yürümek yürümek yürümek..

Reklamlar

papazdan tarihi bir uyarı

yağmur damlalarının çiçeklerimin üzerindeki o tombul ve parlak duruşlarına bayılıyorum. havadaki o toprak kokusu ve sabah esintisi bugün her yanımı sardı. bulunduğum şehrin dumanlı havasından uzaklaşıp kendimi köyümdeymişim gibi hissettim. insanı böyle duygular ve gerçekleşmeyeceğini bilse dahi hiç usanmadan kurduğu hayalleri mutlu ediyor olsa gerek. mesela kanatlanıp uçmak gibi. ileri de belki bir kaç yıl bekli çok yıl sonra:) onu da bu insanoğlu yapacaktır diye umuyorum. gelelim yazı başlığımın ne demek istediğine..

yeniliklere açık olmak güzel olsa da bu işi o kadar da abartmamak gerektiğini düşünüyorum. birey kendini yeniliklere açık etmeli fakat aşırıya götüren herşeyin zarar verdiğini de bilmek gerekir. bilgiye ilme açık olmak başka. mesela avrupa ya özenmenin ve kafirleri taklit etmenin nesi yenilik ?? toplum olarak ilerlemeliyiz bu aynı yerde saymamız anlamına gelmesin yükselmek istemek daha doğru olur.

neden bir papaz kürsüye çıkıp ” kızlarınızı uyarın, boyunlarına haç taksınlar, farklı olsunlar! farklı olsunlardan kasıt, müslümanlara benzemesinler. çünkü müslüman kızlar artık bize çok benziyor..” uyarısı yapma ihtiyaçı hissetsin ki! neden bunu hissettirelim ?? ama bu uyarısı tarihi bi uyarı olarak yerini almış bile. zamanında peygamber Efendimiz sav. müslümanları gayrimüslimlere benzemeyin diye uyarmıştı. günümüzde ise ümmet bu uyarıya ne kadar dikkatini verdiğini onlara benzeyerek göstermekte. yazık. ve şimdi papaz kendi insanını müslümanlara benzemekten sakındırıyor. onlar inançlarına uygun hareket ediyorlar. ibadetlerinden taviz vermiyorlar. bizim müslüman insanımızın ise tek eksiği kiliselere gidip ibadet etmek oldu. isim müslüman yaşantı çok  daha başka bambaşa.. yazık. !! büyük bir kesimin bu şekilde yaşadığını ve bir çok şeyin farkında bile olmadığı açık seçik ortada.

eveeeet. güzel bir gün diye başlayıp toprak kokusundan bahsederken laf nerelere geldi. bu ne kadar yazma arasında nette gezinmenin verdiği bir etki olsa da gerçeklerden hiçbir zaman uzaklaşmamak gerekir. bir şeyler yaşanmıyormuş, her şey bal kaymakmış gibi öylece yerimizde oturup susamayız. en azında konuşma salahiyetimizin olduğunu bilelim.

bugün

bilgisayar hergün elimde fakat ben birşeyler yazamıyorum bile. film sitelerine bakıyorum bir türlü bir şeyler beğenemiyorum. film afişleri hoşuma gitmiyor. fragmanlar istediğim gibi değil. filmler kötü. hem de çok fazla kötü. kan, silah, bıçak, karanlık, sex, vanpir. filmlerin neredeyse hepsi bunlardan oluşuyor. kore filmlerine takılmıyorum. hint filmleri açılmıyor. bir çok film kapalı. başladığım bir çok şeyi ilk bölümde ya da ilk partta bırakıyorum. izlemeye değer şeyler olmadıkları gibi eğlenemiyorum dahi. film den amaç benim için güzel bir vakit geçrmektir. yani gülebilmeliyim. yok boş ..

kitaplar. güzel kitaplarım. çarşamba günleri derse gitmem işime yarıyor konu tekrarları yapıyorum. ramazanın havası çok başka, diğer günler gibi değil. sıcağa rağmen çba sarf etmek, yemek için belli bir vakti beklemek neşelendiriyor beni. seviyorum bu ayı. son haftasına geldik. bitiyor. günler çabuk geçti, geçiyor, geçmekte… vs. 😦 nihayetinde bir şey anlamıyorum.

bu arada bilgisayarım çöktü. bu sefer kökten oldu herşey ve d klasörüm yok oluverdi. bunu için epey üzüldüm. bütün herşeyim gitti. dökümanlar, ödev taslakları, resimler.. :(( çokk sinir oldum. çook.

bu arada acayip acıktım. :)) iftara ne yesem ki ??

hayırlı ramazanlaaar ^_^

geldim..nihayet..

merhaba arkadaşlar cümleten selamün aleyküm. uzun zamandır buraya uğramadım, uğrayamadım diyelim ve bu arada yazı dahi yazamadım en yazmam gereken zamanlarda.. ne yazık ki.. unutmuşum yazı yazmayı blog okumayı. aradan yıl geçmemesine rağmen.. garip..

aklıma hücum eden cümleleri kağıda dökmek, karşımda görmek güzel.. güzel olan şeye kavuşma ayrı bir hoş..

şuan ne ile meşgulüm ??

çeşitli filmler (aksiyon ağırlıklı) ve playfull kissi izliyor, yemek yapma tecrübesi edinmeye çalışıyor, ilgimi çeken kitapları okuyor, birtakım konuları araştırıyor ve şuan gündemde olan ARAKAN olayını takip ediyorum.

müslüman bir toplum olarak buna sessiz kalınmaması hiç değilse oradaki müslüman kardeşlerimiz için DUA elimizi kaldırmamız gerektiğini düşünüyorum. bu meseleden habersiz kalınmamalı. bakın nete düşen videolara yahut yazılara budistlerin yaptıkları eziyetlerden haberdar olun. ve onları hiç değilse kınayın. elhamdülillah cehennem var. oranın varlığı dahi içime su serpiyor, gönlümü ferahlatıyor.

ADALET BU OLSA GEREK..

ne olacak benim bu halceğizim bilmem ki !!

Çok pis yazasım var. Çok pis yazıp işin içinden çıkamayasım var. Cümleleri toparlamaya çalışıp elime yüzüme bulaştırdığım gibi o yazıyı önüme gelene okutasım var. Lakin ben bi garip oldum çıktım. Bunu başkalarından gizlemeye değil bizzat kendime bile çaktırmıyorum bile.

Eskiden zihnim çok yorulurdu. Neyi nasıl düşüneceğimi şaşırır hale gelirdim. Ah o bunalmalarım yok mu. Evet artık yok. Olmasın da zaten o zamanlar beni teselli edecek, etmese de boş lakırtılarımı dinleyecek canlar vardı etrafımda. Şimdi ağlasam zırlasam neye yarar. Ah şu gözünü sevdiğimin teknolojisi olmasa ne yapardı bu insanlar ya da sadece ben..

Şimdi mi ? şuan bedenen daha çok yoruluyorum. Zihnimse tek bir yerde. Niye tek bir yerde ki sanki!! Ağlayıp zırlamak da istemiyorum canımın sıkılmasını ya da canı sıkılan bir insanı görmeyi. Teselli edebilirim belki fakat teselli edilirken söylenen sözleri duymak son isteğim. Sadece görmek istiyorum. Konuşmak istediğim vakitler etrafımda olan insanları. Halka kurup oturarak çay içmeyi. Kaçamak planlar kurmayı, fana müziğinde dans etmeyi. Birilerinin doğum gününü kutlamayı. Falan filen işte.

Yazamıyorum deyip duruyordum ne zamandır. Bu bile bana sıkıntı veriyor. Meğer ne tatlı şeymiş yazı yazmak, yazmak ve tekrar yazmak. Uzun uzadıya yazmak, zannımca bu yüzden okuma işlerini erteliyorum ben. Ya da düzensiz bir hayat sürdüğümden.

Meraklısı olduğum birçok şeyin uzağındayım şuan. Vaz geçmek midir bu acaba? Ne kadar da çabuk unutuveriyorum bazı şeyleri. Ne kötü. Ne olur ara vermiş olayım, ara verip sonra tekrar başlamayı. Ve son noktayı koyabilmeyi.

Laftan lafa geçmiş gibi olmayayım ama kafayı toparlama sürem biraz daha uzadı sanırım.  eğer bu yaşlanma belirtisi ise yaşlanıyorum demektir.  ben genç olmadan yaşlananlardanım herhalde. “aahh gençliğimi yaşayamadım ben evladııım.  Bizim zamanımızda şöyleydi de böyleydi.” Diyen nenelerden mi olcam yoksa. Bizim zamanda da ne vardıysa. Ya da ne yoksa. Her şey mevcut. Herkes tam tıkırında. Ve herkes yalnızlıktan dem vurur halde. Herkes yalnız yapayalnız valla. Fakat bu herkeslerin etrafın insan kaynıyor, bir yığın insan. Yalnızlık da eskisi gibi değil artık. O bile değişti. Mutasyona uğramış haliyle dolanıyor etrafta. Ben bile değiştim beee ben bile uleeeen. Ahh eski ben ahh. Özlüyorum kız seni 🙂 arada gelde çay içek bee.

Hasılı kelam bu tür ilgünç sapıtmalarımdan sonra belirtmek isterim ki mekanıma girip girip çıkanı değil girip çıkıp üstüne yorum yapanı baş tacı ederim. Tamam depresif yazılarınızı da okurum ama okudukça kahkahlara boğulacağım yazılara ihtiyacım var. Var mı yazabilen vardıysa çıkıversin de sobeleyeyim bir güzel. heeyy çingular lafım sözüm sizedir.

Şu an burnumu çekeee çeke bu yazıyı yazıyorum. Olsun böylesi de güzel. ağladığımdan falan değil. Ağlama özürlüyümdür ben. (bi seferinde tam tamına bir yıla yakın ağlamadığımı hesaplayıp yasa boğmuştum da kendimi yine de ağlayamamıştım) 🙂 sanırım üşütmüşüm. Geçmiş olsun bana. Ve çabucak geçiversin. Dimi ama.

3 mim 1 arada :)

sevgili sağbeyin den gelen bu mimle dumura uğradım. Geç de olsa tabi. Valla görmedim çingum. İlk defa bir mimle karşı karşıya kaldığımdan şaşkınım yahu. 🙂 fakat diğerlerinden daha bir zor bu. Üstüne bi de üç aşamalı. Bi garezin mi var yoksa bana çingu baaak şimdi. 🙂 başlayayım bari bakalım ne yumurtlayacam yine. sonucu ben bile merak ediyorum. Haydi bismillah 🙂

                                                                  1.MİM EN SEVİLENLER

1.En Sevdiğin Şey Nelerdir,Nelerden Hoşlanırsın:

esprilerin gümbür gümbür patladığı bir ortama bodozlama dalarım. Güzide esprilerimin teşriflerini sunmasam da insanları izlemek, gülmek hoşuma gider. Otobüse bindiğimde hele de oturacak yer bulmuşsam ineni bineni takip eder gözlerim, zihnimse ne düşündüklerini tahmin etmeye çalışarak eğlenir. Pek maharetlidirler, bense bir şeycik yapmam valla öylece oturur dışarısını izler, gürültünün verdiği ses bonbardımanı içinde yalnızlığımın keyfini çıkarırım. 🙂 İnsanın sevdiği şeyler çok olmalıdır bence. Belki benimde çoktur.  ancak bunu iyice düşünerek yazdığımda “vvaaaaawwww ne kadar da çok şeyden hoşlanıyormuşum böyle” diyebiliyorsam anlayabilirim 🙂 artık buradan gerisi ağaçların  arasında öööyle sallana sallana yürümekten tutun, bir filmin karşısında tepine tepine gülerek kendimden geçmeye, yastığa başımı koyduğum an uykumun gelmesine ve hatta matkette çikolata reyonunu ince ince izlemeye, kitapçıda kitap isimlerini teker teker okumaya kadar gider.

2. Bilgisayarda Nasıl Vakit Geçirirsin?:

bilgisayar başında çok fazla vakit geçirdiğim söylenemez. Sevgili pcim ancak biricik kore dizilerim sayesinde uzun süre benimle baş başa kalır. Ayrıca müzik dinler, anılarımı tazelemek adına resimlerime bakar, yazı yazar, blog takipleri yaparım.

3. En Sevdiğin filmler:

Film deyince ilk aklıma gelen şey nedir sizce? Hadi bir de bilemeyin de göreyim 🙂 ilk sırayı Hindistan “fana” filmi ile alıyor yerini aynı zaman da “3 idiots, rab ne bana di jodi, my name is khan, taare zameen par, jab we met, ver zaara” filmlerini de es geçemem. Koreden “more than blue, my love, secret, ınnocent steps” zannımca iran yapımı tam hatırlamıyorum “the color of paradise” güzeldi. Animeleri izlemeyi de seviyorum fakat isimlerini hatırlamıyorum şuan.

4. Şu aralar almak istediğim şey:

Ne olsa ki buraya yazmam gereken! Almamın üzerinden çok zaman geçmiş olmasa da maalesef kol çantam ve kol saatimden sıkıldım bir yenisini alsam güzel olur. Gözlük kullanalı fazla bir zaman olmadı ama bağımlısı oldum resmen. Kısıtlı bir zamanıma dek geldiği için gözlükçüde zoraki de olsa o an en hoşuma giden hangisiyse almıştım. Fakat o en hoşuma giden aslında hiç mi hiç hoşuma gitmiyor. Bi de beni kendisine bağımlı yaptı gıcık şey. Yeni bir gözlük hiç de fena olmaz paşalar gibi kullanırım onu. 🙂 ilerideki evime koca bir tablo ve abajur almak isterdim. Fakat bunlar için bekliyorum daha.

5.Şu aralar ne dinliyorsun?

Mesela şuan 49 days dizisinin müziklerini dinliyorum. Fon müziği tarzında kore müziklerini dinlemeyi seviyorum. Özellikle keman ve piano sesleri çook hoşuma gidiyor. Ya da bu sakin müziklere zıt coşkulu hint müziklerini dinliyorum. şunlar gibi …

                       Mim 2: Sordum Cevapla

1.Hayatınız Filme Çekilirse adı ne olurdu ve hangi müzikler yer alırdı?

İçimdeki sesle çok dadaştığımdan olsa gerek filmimin ismini “ eyvah! İçime biri kaçmış” koysam yeridir herhalde 🙂 uzun bir düşünmeden sonra daha uçuk kaçık bir şeyler bulurum ama akla ilk gelen şık doğrudur hesabı yapıyorum. 🙂 müzik işine gelince; hani filmlerin en heyecanlı bölümünde insanı yerinden hoplatan müzikler vardır ya bunlar iyidir. Diğer bölümlerde de izleyeni kıpır kıpır oynatan müzikler tercihimdir. 🙂

2. Bir Şeyleri Değiştirme Gücünüz Olsa Neyi Değiştirirdiniz?

Etrafımdaki saçma salak düşünen insanların bakış açılarını düzeltirdim.lise yıllarıma dönüp sonradan farkına varmış olduğum o boş vakitlerimde kitap kurdu olurdum. Elhamdülillah hayatımda mahvolmuşluk hissine kapılıp kendime berbat günler yaşatmadım. Bu yüzden geriye dönmek istediğim anlar olur ama uzun bir zaman dilimi olmaz. Şuna da vakıfım ki; geriye dönsem dahi olacak olanın aynısı olacaktır. Bunu değiştirmek adına değil de mutlu olduğum bir ana gidip o mutluluğu tekrar yaşamak isterdim.

3.Siz En Çok Etkileyen Sinema Sahneleri Nelerdir?

İzlediğim filmin etkisinde kalmaktan hoşlanmıyorum. Bu yüzden olsa gerek sahneler pek aklımda kalmıyor. Yine de zihnimde şöyle bir film taraması yapayım bakalım neler çıkacak 🙂

Fana: kızın yıllar sonra yüzünü dahi görmediği sevgilisini ilk gördüğü an.

The.Color.Of.Paradise: kör olan çocuğun Allah’ a olan yalvarışı. acıklıydı..

 Kill bill2: sarı kadının 🙂 canlı bir şekilde tabuta konulduğunda kızın oradan çıkış sahnesi.

Secret: iki öğrencinin piano çalma yarışına girmesi. Enfes çalıyorlardı.

4.Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiç kimse yok. Ne yaparsın?

Vvuufff böyle bir şeyin olması ne de güzel olurdu. Yaşadığım şehri sevmiyorum o yüzden yaşadığım yer olmasa da tercih bana bırakılsa. ben böyle düşünerek yazıyorum 🙂 sokaklarda deli deli koşar bağıra çağıra şarkı söyler dans ederdim. Bu kadar basit bir şey işte. Bu kadarını dahi sevdiğim bir yerde yapmak en güzeli. Mesela istanbulu çook seviyorum.  Burayla kıyaslayamam. İstanbulu özledim.. yakın bir zamanda oradayım inşallah..

5.Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler?

Türk yapımı dizilerin hiç birinden hoşlanmadığımdan televizyon izlemiyorum.bu yüzden gündemden uzak kaldığımda oluyor maalesef.  Ah eski diziler. Çocukluğumda “Perihan abla, 7 numara, bizimkiler, kuzenlerim, dedem gofret ve ben, dikkat bebek var” dizlerini izlerdim. Çok da güzel dizilerdi bunlar. Şimdi şöyle bir dizilere bakıyorum da ana tema cinsellik, aşk. Temiz olan bir şey yok dizilerde. Bu yüzden kore dizilerini seviyorum. Hem bölümleri kısa tadında bırakıyorlar olayı hem müstehcen sahneleri, sapık adamları yok hem de masum bir sevgi, ahlaki değerler görülüyor dizilerinde.

Daha bugün 49days’i bitirdim. Resmen ölüm rabıtası yaptırdı bu dizi bana. Ama sonu bir garip bitti. O kadar çok ağlayanı vardı ki! tane tane nasıl dökülebiliyor göz yaşları! 🙂 Bundan önce greates love izlemiştim. Dok go jin başlarda tuhafıma gitse de sonuna doğru alıştım ama yinede farklı birini koysalarmış o role daha şirin olurmuş dizi.                                                   

                                     MİM3: 5N1K

Ne:ne değil kim

Nerede: dünyada

Ne Zaman : bundan sadece birkaç yıl önce ( yıl kavramı kişiden kişiye farklılık arz eder 🙂

Neden: taktiri ilahi 🙂

Nasıl:annemin sessiz çığlıklarıyla

Kim:ben ( velhasıl dünyaya ben güzide insan teşriflerimi sunmuşum 🙂

Uzun zamandan beri yazı gibi bir şeyler bloğuma eklemediğime de değil yazı gibi bir şey yazamadığım için dertlenip duruyordum. Neyse ki imdadıma sağbeyin yetişti. Komavoo.. Mim’leneli çok olmuş ben daha yeni gördüm sayılır. Blog takiplerimi de aksattım bu sıralar. Sorry.. Pc başına pek oturamıyorum da azcık. Kör olası kota. Kardeşimin proje ödevleri sağolsun.

Güzelmiş klavye ile bir şeyler karalamak 😀

dinleyin bakalım ..

bendeki hint müziklerine karşı tutku tükenmedi hala revajda. bu iki müziği tekrar tekrar dinledim dinledikçe de dinleyesim geliyor. bir de siz dinleyin bakalım beğenecek misiniz. artık biliyorsunuz ki beğendiğim bir şeyi beğendirmeden rahat etmiyorum. 🙂 yorumlarınızı bekliyorum.