insanlığa hitap eden

Çocukları gaza getiren

Büyükleri, çocukların dilinden konuşmasını öğreten bir film

Kısacası müthişti :)

Okuyamıyor, yazamıyor, ne desen dinlemiyor. Sadece resim çizebiliyor. Öğretmenler şikayetçi, anne baba ne yapacaklarını bilemez durumda. Abi ise tüm derslerde birinci.

3.sınıfta 9 yaşında : ıshaan. harfler önünde dans etmese okuyabilir belki de. Uzayıp giden hayallerinde gezinmek ise daha zevkli ona göre.

Ishaan’ın başarısızlığını gören aile ceza olarak yatılı okula verir. Ishaan’nın yalvarmaları işe yaramaz. Yalnızdı, bu kalabalığın içinde daha da yalnız kalır. yatılı okuldaki öğretmenlerin disiplin anlayışları ve bunu izleyen başarısızlık ıshaan’ı daha da sıkar.

Ishaan konuşmaz, hiçbir şey ilgisini çekmez. ailesine kızgındır. Onlarla da konuşmaz. Korkar herkesten uzaklaşır. Ishaan’ın durumu daha da kötüye gitmektedir.

Bu okuldan da atılma riski doğmak üzere iken elbette bir kurtarıcıya ihtiyaç vardır. Ve bir flüt sesiyle de beklenilen kurtarıcı gelir. Ran (Amir khan) İşte kurtarıcımız: elbette ki benim favorim :)

Ran, Ishaan’ın durumunu fark eder. ailesiyle görüşmek için evlerine gider. Ishaan’ın yaptığı resimleri görür. Gözlerine inanamaz. Çünkü hepsi çok güzeldir.

Ran, ıshaan için vaktini ayırır. Ona okuma ve yazmayı öğretir. Ishaan hem oyun oynar hem öğrenir. Okul artık onun için daha zevkli hale gelmeye başlar.

Ran bir resim yarışması düzenler. Buna hem öğrenciler hem de öğretmenler katılabilir. Ve bir Pazar günü büyük bir alanda herkes resim yapar. İzlerken resim yapmak istemedim değil. :)

Ve birinci açıklanır: ıshaan. Sadece resimde değil. Diğer derslerinde de başarı kat etmiştir. Ailesi bu duruma şaşırır ve bu onlar için bir mucizedir.

Filmi izlerken bir çocuk nasıl böyle her şeye kayıtsız kalabilir ki diye düşündüm. Üstelik annesi onun başarılı olması için elinden geleni yapıyorken.

Çocuk özgür olmayı, korkusuz olmayı istiyor. İnsanların onu anlayamamasını çok garipsiyor. Aslında o olması gerektiği gibi yaşıyor.

Halbuki onun çaba sarf etmesinden daha çok anne babası ya da öğretmenleri yani büyüklerin büyük bir çaba sarf etmesi gerekiyordu. Bunu anlayabilen ise ancak bu duyguyu bilen biri oldu. Öğretmen ran da aynı böyle bir çocuktu. Onunda harfler önünde dans ederdi ve o da bu yüzden bir türlü okuyamazdı.

Demek ki insan yaşamadığı şeyi anlayamıyormuş. bir şeyleri anlayabilmek için illa ki onu yaşamak mı lazım?

About these ads